Social Icons


Kavaklı mahallesinde Bursa’nın Kavaklı caddesi vardır. Burçüstü şehri tepeden görür. İşte tam orası. Dünyada minicik bir nokta.

Featured Posts

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Yanmış Konak'tan "Kitap Evi" Markası Yaratan Narin ve Gözüpek Bir Kadın



Avukat Hanım olarak döndüğü Bursa'da mutlu ve başarılı olmanın yolunu mesleğinde aramak yerine hayallerinin peşinden gitti. Sahaf incelğinde Türkiye'nin ilklerinden olan Kitapevi'ni açtı. Burası sadece kitap okunan ve satışının yapıldığı yer olmakla kalmadı, sanatsal ve kültürel faaliyetler için bir merkez ve dostlarla buluşma mekanı oldu. Yetmedi. Bu ilk onun narinliğine, küçük yüreğine ve ufkuna dar geldi, bu sefer mimar titizliğinde yine ilklerden olan butik oteli bu mekana kazandırdı. Şimdi "eski şehirde" bu şehrin dokusunu ve kokusunu yansıtan turizme turizme kazandırdığı bu mekanda yeni arayışların peşinde.


DİLEK ÇELEBİ'Yİ TANIYALIM:

"Bursa'da doğdum. Kız Lisesi mezunuyum. Ankara Hukuk Fakültesi mezunuyum. Bir süre Ankara'da avukatlık yaptım, bir süre de Bursa'da. Bir kitap evine sahip olmak gibi bir düşüm vardı. Bir gün "ben kitapçı olmak istiyorum" dedim ama sıradan bir kitapçı değil. Ben Bursa'yı çok seviyorum. Bu nedenle Kitap Evi'nin Bursa'nın özgün kimliğini yansıtan sivil mimari örneği olmasını hayal ediyordum. O dönemde Tophane sırtlarında yanan bir konak vardı. Eski tarihi evlere olan ilgim beni bu konağa yönlendirdi. Böylece bir düşümü şekillendirmeye başladım. 1997 yılında Kitap Evi olarak burada faaliyetlere başladık, 1999 yılında da resmi açılışımız oldu.

Bursa kısa sürede Kitap Evi'ni sahiplendi. Çünkü burası basit ve sıradan bir kitap satışının yapıldığı yer değildi. İnsanlar hem kitabını almaya geliyor, hem cafesinde yiyip içebiliyor, dostlarıyla zaman geçirebiliyordu. Ayrıca sanatsal ve kültürel faaliyetlere de ev sahipliği yaptık. Atölye çalışmalarında bulunduk. Toplantılar, paneller düzenledik. O zamanlarda belediyelerin bu kadar kültür sanat alanları yoktu. Onun için de onların mütevazi başlangıcını burada yaptık diyebilirim.

Daha sonra şartlar değişti. Biz de eve otel kimliğinin de yakışacağını düşündük ve turizm işine girdik. Çünkü zaten Kitap Eviyken de turizm işletmecisiydik. Restoranımız var. Ona otel kimliği kaznadırdık. Gerçekten özgün bir bina, onu koruduğumuz ve hayata kattığımız için memnunum.

Dilek Hanım avukat olarak geri döndüğünüz Bursa'da bu mesleğin tamamen dışında Kitap Evi işletmeciliği yapıyorsunuz. Eviniz ya da iş yeriniz alanında Bursa'nın ilklerinden. Hatta, Bursa'nın yanı sıra Türkiye'nin ilkleri arasında. Kütüphane formatında butik otel olarak hizmet vermeniz çok ilgi çekici. Böyle bir çalışma nasıl oluştu?

Butik Kitap Evi ile yola çıkarken böyle bir örnek yoktu. "Ben nasıl bir yerde olmak isterdim?" düşüncesiyle yola çıktım hep. Otel olarak böyle bir şeye başlayacağım zamanda "Nasıl bir otelde kalmak isterdim?" diye hayal ettim. Yaptığım her işte kendimden yola çıktım... 'Bu beni mutlu eder, benim gibi dünyaya bakan birçok insanı mutlu eder' diye düşünüyorum.

Harika bir şey yapıyorum değil. Eğer siz, sizi mutlu edecek bir şey yaparsanız ve benimle aynı pencereden bakıyorsanız, mutluluğu yakalarsınız... Ben öyle bakıyorum. Otel projesinde de aynı duyularla hareket ettim. Her bir odası için tek tek düşündüm ve dizaynında 'Burası benim kaldığım otel odası olsa, ben burada ne olmasını isterim?' diye değerlendirdim.

Bugün çok şükür ki iyi de hizmet verdiğimize inanıyorum Butik servis veriyoruz ama butik otel diyemiyoruz kendimize çünkü çok özel tesis belgeli bir tesisiz. Burası bir konak. Şimdi bu konağa bir fonksiyon verilmesi önemli. Konaklar, zaten kullanıldığı dönemde büyük ailelerin yaşadığı, mahalleliye hizmet eden mekanlar olarak bilinir. Biz de o konsepte uygun olmasını istedik. Çok da uydu. Müşterilerimiz bizim misafirlerimizdir. Her gün misafirlerimiz var. Siz misafirlikte nasıl ağırlıyorsanız biz de gelen müşterilerimizi misafirimiz gibi ağırlıyoruz.


Kitap Evi'ni verdiği hizmet ile değerlendirirsek Bursa'daki konumu nedir?

Bunu geçtiğimiz günlerden üyesi olduğum GÜMTOB toplantısında dile getirdim: "Bana çok iyi bakın. Ben çok önemliyim sizin için. Kimse sizin şekilsiz otellerinize bakıp gelmiyor Bursa'ya. Benim otelime bakıp geliyorlar ve sizde de kalıyorlar." Onun için bizler önemliyiz. Ben bir şehre gittiğimde, sabah uyandığımda hangi şehirde olduğumu görmek isterim. Hissetmek isterim. İnsan burada uyanınca farklı bir mekanda uyandığının farkında. Şehrin dokusunu ve kokusunu alabiliyor. Ama otelde uyandığında o otel zincirinin hangi şehirde olduğunun pek farkına varmaz. tokyo, Paris... X otel hep aynı. Biz bir şehrin vitrini ve yüzüyüz. O yüzden çok önemli. İki oda, bir salon bile olsa çok önemli yatırım bunlar. Çünkü bir şehirde küçük bir şeyler olmalı. Yeşil Türbe bizim mirasımız ama biz neler kattık? Bari elimizdeki değerleri koruyalım ki, bizler muhafazakar oldukça o konuda çağdaşlaşabiliriz.

Bursa'nın turizmini değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Bursa turizmi Türkiye turizmidir. Terör olaylarının yaşandığı bir ülkede turizmin geleceğinden bahsetmek biraz zor. Zor günler yaşayabiliriz. Bursa turizmi de ona bağlı olarak devam edecektir. Bursa turizminde uluslararası niteliğini kaybetmiş oteller açılmaya başlandı. Daha çok Arap tercihlerine yönelik bir sistem oluşturulduğu inancındayım. Bizim, 13 odamız var. Bu odalarda bir çoğu yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlar bu konsepten zevk alan müşterilerim. Biz, evlilik yıl dönemleri, bal ayları gibi kutlamalarda ilk akla biz geliyoruz. Biraz farklılıklarımızdan onlar.

Büyüme hedefleriniz nelerdir?

Benim için işte büyük kapasite artımız değildir. Benim hedeflerim, daha iyi olmak. 13 odanın daha iyi servis alması. Bu konuda binlerce proem var. Kapasite arttırmayı asla düşünmüyorum. Çünkü ben elimin erdiği, gözümün gördüğü, ağırlayabileceğim misafirlerim olursa o hedeflerimi tutturabilirim.

Kadının toplumdaki yerini değerlendirirseniz nasıl bir tablo çizersiniz? Bir kadın girişimci olarak sizin, gücünüzü hissetmek isteyen kadınlara nasıl bir mesajınız olacaktır?

Güvenli insanlarla olun. Güvenliğini çok iyi sağlayın. Biz kadınları kurtaracak olan şey eğitimdir. Eğitimlerine çok önem vermelerini istiyorum. Beyinlerimizin ve vizyonlarımızın gelişimi sadece üniversite okumakla olmaz. Kitap okumak, sanatla, kültürle beraber olmak çok önemli ve şart... Belediyelerin bu konuda çok ciddi çalışmaları var. Bunları elde edip vizyonumuzu genişletmek zorundayız. Ve bir diğer önemli nokta ise dayanışma içinde olmalıyız. Kadın sesini çıkartmalı. Hangi kesimde olursa olsun hem cinsimizi savunmalıyız.