Social Icons


Kavaklı mahallesinde Bursa’nın Kavaklı caddesi vardır. Burçüstü şehri tepeden görür. İşte tam orası. Dünyada minicik bir nokta.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Bursa'da Mimar Sinan Eseri Neden Yok?


Bursa'da Mimar Sinan Eseri Neden Yok?

Kitap Evi konuklarımızdan Amerikalı çift ile çatı odamızda Bursa ovasına karşı sohbet ederken iç mimar hanım sordu, "Bursa'da Mimar Sinan'a ait hangi eserleri görebiliriz?" diye...



Osmanlı'nın gözbebeği Bursa'da sadece bir han var, Galle Han ya da bilindiği üzere Tahıl Hanı olarak anılan, Cumhuriyet Caddesi ile İnönü Caddesi'nin kesiştiği köşe, Yiğit Köhne Camii karşısında birkaç duvarı ve odası kalan ve Alizade Paşa Kervansarayı olarak da bilinen yapı. 16. yüzyılda Kanuni'nin sadrazamlarından Semiz Alizade Paşa tarafından, adından da anlaşılacağı üzere buğday, arpa gibi tahılların satıldığı bir nevi borsa olarak yapılmış. 1855 depreminde büyük zarar gören hana asıl zararı 1906 yılında açılan Cumhuriyet Caddesi vermiş. Kervansarayın tam ortasından geçirilen yol ile ikiye bölünen han kaderine terk edilmiş, yıkıntılar eklentiler ile bugüne sadece birkaç duvarı ile gelmiş. Son yıllarda belediyelerin o hoyrat restorasyon çılgınlıklarından da payını alan Galle Han, tek Mimar Sinan eseri! Tuhaf değil mi?

Araştırmalardan öğreniyoruz aslında 2.Selim, bahtsız şehzade Mustafa'nın türbesini yaptırmak için Mimar Sinan'a haber etmiş, "Olmaz Hünkarım!" demiş Koca Sinan. "Bu Ulu Şehrin ecdadımızdan kalan, içine sinmiş bir ruhu var. Asya dan yola çıkıp Selçuklu'ya, oradan Osmanlı'ya uzanan ruh; bu şehirde elle tutulur, gözle görülür. Ben bunun üzerine söz söyleyemem. Siz uygun görürseniz  bu görevi başka bir mimar kulunuza verin." Ne kadarı doğru bilemeyiz ama anlatılmak istenene eşlik etmesi için hoş bir hikaye! Hüzünlü ama onur ve gurur yüklü bu anlatımlar değil mi şehirleri şehir yapan, Biz de kaptırıp kendimizi Bursa'nın namına anlatıyoruz konuklarımıza, ta ki yüzlerindeki o pek de inanmayan müstehzi bakışı yakalayana dek...
Onların baktığı yere ovanın orta yerindeki TOKİ'lere baktık, sonra Kitap Evi önündeki sahte surlara... Anlayabilmek ya da anlatabilmek bir devri, yağma ve talan devrini... Ki bu öyle bir devir ki Timur'un orduları bile bu zararı vermedi şehrimize.

Usulca, hadi içeri girelim dedik konuklarımıza...
İçeride kitaplar var, müzik var...
Başka zamanlarda uyanmak üzere, oyalanalım!

0 yorum:

Yorum Gönder