Social Icons


Kavaklı mahallesinde Bursa’nın Kavaklı caddesi vardır. Burçüstü şehri tepeden görür. İşte tam orası. Dünyada minicik bir nokta.

24 Mart 2016 Perşembe

Zeki Müren 83 Yıl Öncesinin Bursa'sını Anlatıyor

"6 Aralık 1933 doğmuşum... İyi halt etmişim."

"Evlerin birbirine yapıştığı, Tophane Mahallesi'ndeki Ortapazar Caddesi'ne, 30 numaralı evimize gidelim en iyisi..."

6 Aralık 1933. Uludağ eteklerine ikinci kar çoktan düşmüş, Bursa, sıfırın altındaki gecelerinden birisini yaşıyor. Dedem Hacı Mehmet Efendi, göbeğim kesildikten sonra o güzel sesiyle minicik kulaklarıma ilk ninniyi söylemiş:
"Oğlan oğlan boynuma dolan
Kolum sana yastık, saçlarım yorgan..."

"Sabah ezanı okunurken, saat beşte dünyaya gelmişim. Rahmetli babaannem, "inşallah başarılı ve zeki bir çocuk olsun" diyerek adımı Zeki koymuş. Ortapazar Caddesi'nde oturanlar, o sabah ebemin sevinç çığlıklarına koşmuşlar. Güzel sesli dedem Mehmet Efendi çok ünlü bir hafızdı... Her gün Şehadet Camii'ne gider, ezan okurdu. O ezan okurken, herkes sokaklara dökülür, tüyleri ürpererek dinlerdi onu. Babam Kaya Müren ise, Bursa'nın en iyi giyinen erkeğiydi. Yaz-kış demeden ölünceye kadar o takım elbisesini ve kravatını hiç çıkarmadı. Babaannem, uzun beyaz entarisini üzerinden hiç çıkarmaz, saçları hep topuz dolaşırdı. O yüzden adı Temiz Hayriye" ye çıkmıştı."

"Gözlüğüm kırılmasın diye yıkıcı, sert oyunları oynayamadım. Anneciğim "gözlüğün kırılır, aman taşlı topraklı sokakta oyun oynayan arkadaşlarının yanına sokulma" derdi. Ben de kapının eşiğinden çelik-çomak oynayan arkadaşlarımı imrenerek seyrederdim. Bir bez bebeğim vardı. Adı Tomris idi."

"39 İlkokul: Siyah önlük, beyaz yaka. Topluma ilk fiyaka."
Annem Tophane Mahallesi'nin tek ilkokulu olan Orhangazi İlkokulu'nda beni Nazire öğretmene teslim etti...
"44 Orta mektep: Soluk beniz, kısa saç. Umutlardan kıskaç."
11 yaşımda ise Tahtakale Ortaokulu'na yazıldım. Birinci sınıfta iftihar kitabına adım yazılınca dünyalar benim oldu..."

Mahallede evcilik oynarken Ayten hep benim eşim olurdu. Herkes ikimizi birbirimize çok yakıştırır, anne babalarımıza takılırlardı: "Onları neden beşik kertmesi yapmadınız?" derlerdi. Ben de o pembe sözlere inanır, büyüyünce yeşil gözlü Ayten'le evleneceğim diye tuttururdum. Babamın iki atı vardı. Biri beyaz, biri de doru dediğimiz renkte. O atlarla pazar günleri geziye çıkardı babam. Bir de Bubik adlı, iki tekerlekli arabamız vardı. Pazar günleri Geçit denilen derenin başına pikniğe giderdik. Babam her gece iki duble rakı içerdi.

"O zamanki komşuluk, şimdiki akrabalıklardan çok daha güzeldi. Evden eve ara kapılar vardı. Herkesin bahçesi birbirine açılırdı. Bizim bahçede iki güzel havuz vardı. Babaannem bu havuzların etrafına sardunya çiçekleri dizerdi. Benim ilk sahnem, o sardunyalı havuzlar oldu. Sandalyeyi havuzun başına minicik ellerimle taşır, üstüne çıkar, mahalleliyi başıma toplardım."

"Tuzla içmelerine gidilirdi. O zamanlar Marakaş, Sus ve Trak isimli üç vapur çalışırdı İstanbul'a. Bu köhne vapurlar üç buçuk saatte Mudanya'dan İstanbul'a giderlerdi. Babaannemle birlikte Sirkeci'de Viyana Oteli'nde kalırdık. Zaten Bursalılar hep o otelde kalırlardı. Tesadüf mü bilmem, her gelişimde o otelin üçüncü katında kalırdık."

"Ortapazar Caddesi'ne her yaz çadır tiyatroları gelir, boş arsalardan birine kurulurdu. Bayılırdım o çadır tiyatrolarına. Babama hep yalvarırdım, ne olur önden bilet al diye. Benim hatırım için evdekiler iki gecede bir çadır tiyatrosuna taşınırlardı. Sahne kokusunu ilk defa çadır tiyatrosundaki şarkıcıları izlerken hissettim. Ne garip bir kokuydu o. Ben o günlerde koyu bir Müzeyyen Senar hayranıydım. Müzeyyen Hanımın evimizde her plağı vardı. Okul dönüşü o plakları dinler, sonra ilk dersleri almaya başladığım Bursalı tambur üstadı İzzet Gerçeker beyefendiylen, Müzeyyen hanımın şarkılarını birlikte geçerdik."


Zeki Müren'in çocukluk yıllarının geçtiği Ortapazar Caddesi, Kitap Evi Otel'e iki, üç dakika yürüme mesafesindedir. Dedesinin sabah ezanlarını okuduğu Şehadet Camii halen ayaktadır ve halkın ibadetine açıktır.


Bahsettiği gibi içinde sardunyalarla süslenmiş havuzları olan, bahçelerinin birbirine açılan kapılarıyla bağlantılı o evlerin çoğu günümüze ulaşamamışsa da bazıları halen ayaktadır.  Zeki Müren'in doğduğu ev kim bilir bunlardan hangisidir?...

Eğer bir gün yolunuz Bursa'ya düşerse, Zeki Müren'in gezdiği o cadde de sizler de gezebilir, o eski Bursa sokaklarını bir an olsun gözlerinizin önüne getirebilirsiniz.


Kaynak:
Osmangazi Mahallesi - Osmangazi Belediyesi Yayınları 


0 yorum:

Yorum Gönder